ANLAṢMALI BOṢANMANIN ANLAṢILAMAYAN YÖNLERİ

Bazen bir imza, bir hayattan vazgeçmek demektir."

İki insanın bir zamanlar büyük umutlarla kurduğu hayat, mahkeme salonunda birkaç cümle, birkaç belgeyle sona erdirilir. Anlaşmalı boşanma, kulağa uzlaşının en medeni hali gibi gelse de, perde arkasında çoğu zaman sessiz bir çığlık, bastırılmış bir savaş gizlidir. Görünen o ki; her anlaşma, gerçekte bir anlaşılmamışlık hikâyesi taşıyabilir.


Toplumda "anlaşmalı boşanma" denilince akla gelen ilk şey, iki tarafın medeni bir şekilde el sıkışarak yollarını ayırdığı bir süreçtir. Oysa işin iç yüzü, dışarıdan göründüğü kadar kolay ve pürüzsüz değildir. Anlaşmalı boşanma; hızlı bir çözüm gibi sunulsa da, altında derin çatışmalar, gizli kırgınlıklar ve ciddi hak kayıpları barındırabilir.

Öncelikle, birçok kişi "anlaşmak" kavramını yalnızca boşanmayı kabul etmek olarak algılıyor. Oysa hukuken anlaşmalı boşanma; tarafların boşanmanın yanı sıra, velayet, nafaka, mal paylaşımı, tazminat gibi temel konularda da tam mutabakat sağlamasını gerektirir. Gerçek anlamda bir uzlaşıdan söz edebilmek için her detayın üzerinde durulmuş ve iradelerin baskıdan uzak bir şekilde oluşmuş olması şarttır.

Ne var ki uygulamada sıkça karşılaştığımız tablo farklıdır. Taraflardan biri ekonomik, psikolojik ya da sosyal üstünlüğünü kullanarak diğerini aceleyle bir protokole ikna edebilir. "Bir an önce bitsin" duygusuyla hareket eden taraf, uzun vadede ciddi kayıplara uğrayabileceğini çoğu zaman fark edemez. İmzalanan belgelerin hukuki sonuçları hakkında yeterince bilgi sahibi olmadan adım atılması, ilerleyen süreçte telafisi güç zararlar doğurabilir.

Bir diğer anlaşılamayan yön ise duygusal boyuttur. Anlaşmalı boşanmanın sadece hukuki bir işlem olduğu düşünülür; oysa bu süreçte taraflar genellikle kapanmamış hesaplarla, bastırılmış öfkelerle ve çözülmemiş travmalarla mücadele eder. Mahkeme salonunda "anlaştık" demek, kalpteki ayrılık sancısını dindirmez. Özellikle çocukların olduğu durumlarda, duygusal yüklerin görmezden gelinmesi, sonrasında çok daha büyük sorunlara zemin hazırlayabilir.

Ayrıca, mahkemelerin rolü çoğu zaman hafife alınır. Oysa hakim yalnızca protokole bakmaz; çocukların üstün yararını gözetir, tarafların gerçekten serbest iradeleriyle mi hareket ettiklerini sorgular. Anlaşmalı boşanma protokolü eksik ya da hakkaniyete aykırıysa, hakim boşanmayı reddedebilir.

Sonuç olarak; anlaşmalı boşanma, doğru yönetildiğinde taraflara hızlı ve huzurlu bir çözüm sunabilir. Ancak süreç iyi analiz edilmediğinde, aceleye getirildiğinde ya da duygusal boyutları göz ardı edildiğinde, "anlaştık" denilen yerde aslında büyük bir anlaşmazlık gizlenmiş olabilir. Boşanma gibi hayatı kökten etkileyen bir kararı verirken, sadece bugünü değil, geleceği de düşünmek gerekir.

Anlaşmalı boşanma, imzaların atıldığı yerde değil; hakların ve iradelerin gerçekten korunduğu noktada anlam kazanır."


Yazar

Avukat Zübeyde Türkmenoğlu