MAÇ SKORU UNUTULUR, ASIL KAZANANLAR HİÇ UNUTULMAZ
Her maçın sonunda hayatın olağan akıṣına göre bir kazanan veya kaybeden olacaktır. Ama sahada yaṣanılanlar o skorlardan ibaret değildir. Düşene uzatılan el, bir omuza yaslanan kol, güvenle ve (ben demeden) takım arkadaşına bırakılan pas...
İşte gerçekte görmek istediğimiz spor ruhu. Kazanmak kadar kaybetmeyi bilmek, dozunda sevinmek ve kırmadan kibarca gerçekten tebrik edebilmek...
Sporun gerçek kazananı, galibi, şampiyonluk kupası, madalyası değil; gerçek zafer, soyunma odasında sarılmada, maç sonrası teşekkürde yer alır.
Maalesef ki spor; giderek rekabetin, hırsın, çekişmenin ve hatta düşmanlığın güç göstergesi olmuştur. Oysaki spor paylaşabilmek, takım olabilmek, saygı duymak, kurallara uymaktır.
Maç biter, herkes evine gider ama akıllarda oyuncunun saygısı ahlakı kalır.
2012 Londro Olimpiyatları'nda Yeni Zelendalı Nikki Hamblin ve Amerikalı Abbey D'Agastino yarışta birbirlerine çarparak düştüler. Ancak yarıştan daha önemli olan yardımı ikiside unutmadılar. Bence tamda ekranlarda görmek istediğimiz hareket budur. O gün kimin kazanıldığı değil, insanlığın nasıl kazandığı konuşuldu.
Yine örnek alınası başarılı Türk kadın atletimiz Merve Aydın, yarış başlar başlamaz sakatlanması ve acılar içinde ağlayarak maçı bırakmaması. Çünkü zorlu bir maratona hazırlanmak sadece tek başına ülkeni temsil edebilmek ciddi emekler, elemeler, belki ömürler alır. Ancak bizim gördüğümüz yarım saatlik bir maç ve o yarım saate tüm emeği, umudu, kariyeri, eforu tek seferde sarf edebilmek ve gösterebilmek.
Bu saydığım iki örnekte hala sporu yalnızca sonuçtan ibaret sananlara verilmiş sessiz ama çok güçlü bir cevaptır. Spor kazananı kaybedeni unutmaz, onurlandırır.
Yazar
