ULUSLARARASI HUKUK BAĞLAMINDA FİLİSTİN-İSRAİL İKİLEMİ



Günümüze kadar etkisi devam etmekte olan ve dinmeyen İsrail-Filistin kanlı savaşı nihayetinde ateşkesle vuku bulmuştur. Filistin-İsrail arasındaki çatışmanın tarihsel kökeni 1917'de İngiltere'nin yayımlamış Balfour Deklarasyonu, ''Filistin'de bir Yahudi milli yurdunun kurulmasını destekleyeceğini'' ifade etmiştir. Bu bildiri, Arap devletleri arasında büyük gerilimlere ve kaosa sebep vermiştir. Devam eden yıllarda da etkisini devam ettirerek Yahudi ve Arap toplulukları arasında çatışmalar, şiddet olayları, islamofobik yaklaşımlar, savaşlar, ölümler, insanlığa karşı suçlar, eziyet, işkence, birçok sivil vatandaşın ülkesinden göç etmeye zorlama gibi birçok kaotik olaylar ve insanlığa, insan haklarına, hukuka ve ahlaka yakışmayan hadiselere tüm dünya vatandaşı olarak bizatihi şahit olmaktayız.


Gelinen noktada her ne kadar ateşkes olsa da en az 50.000 ölü ve binlerce yaralı ve bu durumdan etkilenen psikolojik buhranla yaşamak zorunda olan masum çocuklar var. Hatta savaş ve ölüm tehdidiyle ülkesinden göç etmek durumunda kalan yaklaşık olarak bir milyon kişi var.

Her ne kadar Filistin-İsrail arasında şu an bir ateşkes olsa da Netanyahu'nun anlaşmayı onaylama hususunda geciken tutumu ve tavrı kalıcı barışın olmayacağını geçici ateşkesin olacağına dair akıllarda soru işareti bıraktı.


Tüm insanlığın gözü önünde işlenen bu katliam, savaş ortamında Türk hukukçu ve vatandaş olarak beklediğimiz uluslararası örgütlerin, devletlerin, aktivistlerin, BM’in kalıcı barış ortamının sağlanması için Gazze’de işlenen suçlardan faili olanların yargı önünde yargılanması ve hesap sorulması tek temennimizdir.


21. yüzyılda gelinen 2025’de tüm ülkeler ve insanlar için savaşsız, çocukların ölmediği, bir dünyada yaşıyor olmayı istiyor ve tüm ülkelerden, devlet insanlarından bu konuda etkili ve sürdürülebilir ciddi destek yaptırım bekliyoruz.

Yazar

Avukat Zübeyde Türkmenoğlu

Yazdır